naçizane

Durgun Dionysus isimli blogger kullanıcısının son yayınını okur okumaz “yorumunuzu girin” ibaresi her zamankinden daha bir teşvik edici göründü gözüme. Nasıl görünmesin? Kitabın daha önce bahsi geçmişti fakat o sahnenin bu kadar çarpıcı olabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Siz de okuyunuz, lütfen. Ve etkilenmemek elde mi söyleyiniz rica ediyorum.

 

-Seni istiyorum, dedi. Yeterince bekledik.

Kompartımanı içeriden kilitledi, perdeleri çekti. Bebek yeniden uykuya dalmıştı. Ülkü’nün önünde diz çöktü. Sağ memesini de dışarı çıkardı. Hafifçe emmeye başladı. Ağzına süt doldu, başı döndü. Kadının, oturduğu yerde, alışık ve becerikli bir hareketle donunu çıkarıp bacaklarını açtığını, cinsel birleşmeye hazırlandığını fark etti. “Deneyimli,” diye düşündü. Bir an içi kötü oldu. “Gidi sıkı komünist, sıkı devrimci Ömer. Gidi tutarsız üçkâğıtçı seni! Hani Kadın Sorunu konferansları, kadının cinsel özgürlüğü falan filan! Karnı burnunda aldığın kadının Meryem olduğunu mu sanmıştın!” Dişlerinin arasından kendi kendine sunturlu bir küfür savurdu.

Oya Baydar, Sıcak Külleri Kaldı, Can Sanat Yayınları, İstanbul: 2013, 22. baskı, s.240-241

 

İki şey yazmak istedim:

Biri Oya Baydar’ın o içerilerde bir yere dokunan etkileyici betim yeteneğiyle sonunda bana da dokunmuş olduğuydu. Diğeri ise -çok sevgili Baydar’ın engin kültürüyle cüretimi hoş göreceğine inanarak- yazacağım, naçizane, bir öneri olacaktı.

Okurken akan metinler vardır hani. Yaşarsınız sayfa üzerinde kim varsa onunla beraber; harflerin arasında, her şeyin olup bittiği o yerlerde. Bu sahne de onlardan. Yürek hoplatıyor. Bir yerde duraksadım sadece.

“Hafifçe emmeye başladı. Ağzına süt doldu, başı döndü. Kadının, oturduğu yerde, alışık ve becerikli bir hareketle donunu çıkarıp bacaklarını açtığını, cinsel birleşmeye hazırlandığını fark etti. ”

Cinsel birleşme.

Demek istedim ki “Naçizane, bir önerim olacak. Ben Balça halimle Oya Baydar olsam (imkansız, ama işte…) sadece “birleşme” sözcüğünü kullanırdım.

“Hafifçe emmeye başladı. Ağzına süt doldu, başı döndü. Kadının, oturduğu yerde, alışık ve becerikli bir hareketle donunu çıkarıp bacaklarını açtığını, birleşmeye hazırlandığını fark etti.”

Dilsever bir birey olarak ben de, naçizane gibi incelikli sözcüklerin araştırılmaya değer olduğunu düşünüyorum (Ve itiraf ediyorum ki köken bilim beni heyecanlandırıyor!) Yazmadan önce naçizane/ âcizane, naçiz, na-çiz diye düşünürken bu yazıya konu olacak bir ufak seyahatim oldu, paylaşmak istedim.

TDK, naçizane sözcüğünün anlamını;

1. zarf Haddi olmayarak

2. Çok küçük, önemsiz bir şey olarak

olarak veriyor.

Çağdaş Türkçenin Etimoloji Sözlüğü Nişanyan Sözlük’te naçiz sözcüğünün kökeninin Farsça olduğu ve na- olumsuzluk, yoksunluk öneki ve Farsça “şey” anlamına gelen çiz sözcüğünden oluşturulduğu belirtiliyor. Hatta negatif, nötr, neglije gibi Latince kökenli sözcüklerin hepsi na- olumsuzluk önekiyle türetme yöntemiyle ortaya çıkan sözcükler.

Bu sözcüğün tespit edildiği en eski kaynak olarak:

Nāçīz: Şey degül.

Meninski, Thesaurus 1680 gösteriliyor.

Şey degül anlaşılıyor da Meninski kim, Thesaurus ne?

Francisci a Mesgnien Meninski şimdiye kadar adını duymamış olduğum için utandığım, tarihe damga vurmuş bir kişilik. Fransız asıllı Polonyalı şarkiyatçı. Çok dilli bir tercüman. O dönem Polonya’dan çokça genç, saraya gelen resmi belgeleri çevirebilecek düzeyde Türkçe öğrenmeleri için kraliyet finansmanıyla* Türkiye’ye gönderiliyor. Meninski İstanbul’da geçirdiği senelerden sonra Türk dilinde de uzmanlaşarak kraliyet sefaretinde Türkçe sözlü çevirmen olarak görev yapıyor. Wikipedia’da eserlerinin kapsamlılığı için “ground-breaking” tanımı yapılmış. Latince kaleme aldığı Lehçe dilbilgisi, Polonyalılar için hazırladığı Fransızca ve İtalyanca dilbilgisi ne kadar önemli olsa da kendisi gerçekte 1680 yılında uzun ve özverili uğraşlarının bir sonucu olarak yayımlanan Thesaurus Linguarum Orientalium başlıklı beş dilli Türkçe-Latince sözlüğün yazarı(imiş). 6080 sütundan oluşan bu yapıtta Türkçe, Arapça ve Farsça kelimeler Latinceye çevrilerek, Latince açıklanmış. Sözcüklerin Avrupa dillerindeki anlamları sırasıyla Latince, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Lehçe olarak verilmiş. Sözlük dönemin Türk dilbilgisini anlamak için tarihçilerin halen başvurdukları eşsiz bir kaynak(mış).

Meninski2             Meninski3

Kendisi diller arası aktarımı bu kadar önemserken onu Wikipedia’da yalnızca 5 dilde okumak mümkün ve ne yazık ki Türkçe bunlardan biri değil. İspanyolca, Fransızca, İngilizce, Lehçe ve Romence bilen çevirmenler! Sizlere sesleniyorum. Gelin el birlik, her dilden beslenerek Meninski’nin Türkçe maddesini Wikipedia’ya ekleyelim.

Na:çiza:ne’de hal böyleyken bir de a:ciza:ne sözcüğü var kafaları karıştıran ve pek çok kişinin hatalı kullanımına sebep olan.

Zarf olarak âcizane, kişinin vâkıf olduğu bir özellikten bahsederkenki tevazusuna gönderme yaparken yine zarf görevindeki naçizane, söyleyen sözün niteliğine, önemsizliğine işaret ediyor. Böyle düşününce hata yapmamak kolaylaşıyor.

*Fransızca finansman sözcüğü yerine Türkçe ne önerebilirsiniz?

Önerilerinizi twitter’da “Finansman sözcüğü için benim karşılığım …” şeklinde #dragosfer ile paylaşın. 19 Temmuz’a kadar en çok retweet alan kişiye sürpriz bir kitap hediyemiz olacak!

Meninski ve lugatıyla alakalı Türkçe bir blog yazısına ulaşmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Dila Balça Öğün

 editor@dragosfer.com

Views All Time
Views All Time
732
Views Today
Views Today
1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.