Dragosfer – Dragoman Blog | Çeviri Dünyası Bülteni

Haz/13

20

Minipiti’nin Küçük Denizatı

Minipiti, Santimsantim köyünde yaşayan bir ıtırcık kuşuydu. Santimsantim köyü diğer köylerden farkedilir biçimde küçüktü; öyle ki, kuşlar bulutlara kadar çıktıkları yükseklikten denize baksa, köyü suyun üzerinde yüzen bir istiridye kabuğu sanırlardı. Minipiti artık küçük köyde yaşamaktan sıkılmıştı. Buradaki her şey onun için tanıdıktı ve köy ona gün geçtikçe daha kalabalık gelmeye başlamıştı.

Sanki Santimsantim köyündeki herkes aynı anda konuşmaya başlıyordu ve hiç susmuyorlardı. Sustukları zamanlarda hepsi aynı anda Minipiti’ye bakıyorlardı. Aynı anda nefes alıyor, aynı anda gülüyor ya da ağlıyorlardı. Küçük Minipiti bundan tahmin edemeyeceğiniz kadar çok sıkılmıştı. Bazan biraz sessizlik ya da nefes alacak bir santimcik yer istiyordu ama bulamıyordu. Tamamen yalnız kalmayı başardığını sandığında  birileri şarkı söylemeye başlıyordu ve bu Minipiti’yi gerçekten çok kızdırıyordu.

Her şey böyle bir sabah başladı. Minipiti üç saat daha uyumak istedi ama o sırada komşusu Konopoto şarkı söylemeye başladı; oysa sesi hiç güzel değildi. Uykusundan uyanan Minipiti mecburen kalkıp ve köyde dolaşmaya başladı ama nereye giderse gitsin Konopoto’nun sesini duyabildiğini farketti; bu onu çok sinirlendirdi. Başka bir yerde olmayı istedi o an. Bu, onun ilk hayaliydi. O günden sonra hep uzaklara gitmekle ilgili hayaller kurdu. Bu defa hayalini kuracak yer bulamamak sıktı onu çünkü küçük kafasının içinde olan hayallerini küçük köyde koyacak yeri yoktu. Mesela uzaklara gidebilmek için büyük bir tekne düşlüyordu ama Santimsantim köyünde onu koyabileceği hiçbir yer yoktu… Bu yüzden her gün hayal kurmak için Fersahfersah denizinin kıyısına kadar gidip oturuyordu. Zaten bütün tekneler denizindi demek ki kendisininkini de Fersahfersah denizine koyabilirdi.

Minipiti bir ıtırcık kuşu olmasına rağmen köyden sadece bir tekneyle ayrılabilirdi çünkü köyün beş tarafı denizlerle çevriliydi. -Siz bilmiyorsanız hemen söyleyeyim, ıtırcık kuşları gerçekten mutlu olmadan uçamazlar. Onlar geveze martılar ya da alaycı saksağanlar gibi değildir. Kanatlarını çırpmak için mutluluk gerekir onlara ve çok az ıtırcık kuşu kısa hayatı boyunca bu kadar mutluluğa erişir. Umuyorum ki Minipiti bunu bir gün başaracaktır çünkü hayal kurmayı beceren bir ıtırcık kuşu eminim mutlu olmanın yolunu da bulacaktır.- Köyün altından geçen deniz bazan köyü başka bir köye yaklaştırsa da hiç birleştirmemişti. Dedesinin anlattığına göre geçmişte bir kaç kere böyle şeyler olmuştu ama Minipiti böyle bir doğa olayını hiç görmemişti. Bu yüzden Santimsantim köyünden ayrılabilmek için bir tekneye ihtiyacı vardı.

Bir gün gene deniz kenarında teknesinin hayalini kurarken buradan tek başına ayrılmanın keyifli olmayacağına karar verdi. Yeterince geniş bir yerde iki kişi olabilirlerdi; o zaman sinirlenmez, canı da sıkılmazdı. Kendisine arkadaş olarak bir Denizatı hayal etti, çünkü tekneye ancak kendisi sığardı ve Denizatı denizde yüzeceği için onunla gelebilirdi. Hem bir at olduğu için bulacakları köyde yaşayabilirdi. Böylece Minipiti kendisi için en iyi arkadaşın bir Denizatı olacağına karar verdi.

Artık deniz kenarına her gelişinde teknesini değil Denizatı’nı düşünmeye başladı. O’nun mavi-yeşil-eflatun rengini, cam kırığı gözlerini, bir pamuk ipliği kadar ince gülüşünü düşündü. Düşündü ve düşündüklerini sevdi. Sonra merak etmeye başladı; sesini, seslenişini, dillenişini merak etti. Nelere ağlar, nelere güler en çok hangi rengi sever.. Ve günler günleri, geceler geceleri kovaladı Minipiti deniz kenarında oturmuş, denizden gelecek Denizatı’nı düşlerken.

Çok değil henüz mevsim değişmemişti ki Santimsantim köyünün kıyısından bir balık sürüsü geçiyordu. Minipiti denize bir taş attı ve balıkların dikkatini çekmeye çalıştı. Yaşlı balık onu gördü ve yanına geldi.
-Bir sorun mu var küçük kardeşim? diye sordu.
-Hayır büyük kardeşim. Sadece merak etmiştim. Sen hiç Denizatı gördün mü?
-Evet, gördüm dedi balık..
-Peki söyler misin, bu Denizatı’nın mavi-yeşil-eflatun rengi var mı, cam kırığı gözleri, bir pamuk ipliği kadar ince gülüşü var mı? Sesi geceleri hışırdayan yapraklar gibi mi? En çok laciverti mi sever? Peki bir ıtırcık kuşuyla konuşabilir mi?
-Ah küçüğüm, diye yazıklandı balık. Senin aradığın olsa olsa Rüya Bulutunu Çeken Denizatı’dır. Buralardan geçmez. Boşuna bekleme dedi. Minipiti’nin hüzünden gözyaşlarıyla dolan iri gözlerini görünce dayanamadı ve ona yardım etmek istedi.
-Küçüğüm, sen bir Denizatı mı arıyorsun?
-Evet.
-Eğer bir teknen olsaydı ben seni bir sonraki köye götürebilirdim. Orada Kırmızı Gözlü Bilge Tavşan yaşıyor. Eminim aradığın Denizatı’nın nerede olacağını bilir.
-Ama benim teknem yok ki dedi ıtırcık kuşu hıçkırığını tutmaya çalışarak.
Büyük balık biraz düşündü, çok eskiden söylenmiş sözleri hatırlamaya çalışır gibi gökyüzüne baktı uzun uzun ve gülümsedi sonunda.
-Bu köyde Takavaka adında bir ıtırcık kuşu var mı? Hala hayatta mı?
-Deli Takavaka mı? Yani köydekiler ona deli diyor deniz yıldızlarıyla konuştuğu için ve çocuklar ondan korkuyor, gözleri biraz şaşı olduğu için.
-Ah tamam o! O önceden Uzak Denizler’e kadar gitti. O sana bir tekne yapmanda yardım edecektir. Ama onu ikna etmen zor. Konuşurken gözlerine bakmayı unutma. Eğer bir sonraki ay doğumuna kadar bir tekne yapabilirsen ve burada beni beklersen, seni Kırmızı Gözlü Tavşan’ın yaşadığı köye götürebilirim dedi balık ve Minipiti sevinçten neredeyse havalara uçacaktı ki balık ekledi.
-Unutma, Takavaka’ya giderken tatlı ve güzel kokan şeyler götür. Ay doğumunda görüşürüz diyerek hızla uzaklaştı ve diğer balıklara katıldı.

Balığın ardından bakan Minipiti, Deli Takavaka’nın gözlerinden korkmakla birlikte, şansını denemeye karar verdi. Çünkü o Denizatı’nı bulmak hayatta en çok istediği şeydi.

Views All Time
Views All Time
390
Views Today
Views Today
1

· ·

Yorum ekle

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

<< Önceki yazı:

Sonraki yazı: >>