Çevirmen Gözünü Açtı!

Geç kalmış bir uyanış… 2005 yılından bu yana farklı platformlarda çeşitli fonksiyonlarla, aynı hikâyenin bir parçası olarak yaşadığım sürecin ve gözlemlerimin kısa özetini aktaracağım bu yazıya son bir sene içinde yaşanan umut verici gelişmeler eşliğinde çevirmen topluluğunun ve çeviribilim öğrencilerinin uyanışıyla başlamak çok keyif verici.

Geçtiğimiz 6 ayda birçok üniversitenin çeviri kulüpleriyle, çeviribilim öğrencileriyle ve öğrenci gruplarıyla bolca keyifli vakit geçirme, konferanslara, çalıştaylara ve söyleşilere katılma şansım oldu. Konuşmalar, tartışmalar oldukça umut verici. Bizim zamanımızda teknolojiyi toptan yadsıyan, karşı çıkan, isyan eden, dil teknolojilerini tehdit olarak algılayan öğrenci kitlesi gitmiş, yerine teknolojiye, yeniliğe aç, farkındalık katsayısı yüksek, tutkulu bir öğrenci kitlesi gelmiş. Bugünün çeviribilim öğrencileri kendilerine sunulanla yetinmiyor, sınırlarını zorlamayı seviyor. Düzenledikleri atölye çalışmalarıyla, söyleşilerle sektöre bir adım daha yaklaşıyor, yaptıkları kulüp çalışmalarıyla üniversitelerde ses getiriyorlar. Her şeyi okuldan beklemiyor, eksikliklerini analiz edip inisiyatif almaya çalışıyorlar. Eleştirmekle ya da şikâyet etmekle kalmıyor, ilgili tüm tarafları interaktif tartışmalara çekip bölüm programlarına müdahale etmeye kadar gidiyorlar.

Üniversitelerin çeviri kulüplerini ve çeviribilim öğrencilerini bir araya getirme motivasyonuyla çeşitli çalışmalar yapan TÜÇEB çok verimli etkinliklere imza atıyor.

Eğitim yılı boyunca çeşitli organizasyonlarda sektörün önde gelen isimleriyle akademiyi bir araya getiren TÜÇEB, bu yılın ulusal etkinliğini Hacettepe Üniversitesi’nin ev sahipliğiyle Ankara’da gerçekleştirdi.

Çok renkli sunumlara sahne olan etkinlikte bu kez kürsüde çeşitli üniversitelerden öğrenciler vardı. Sundukları bildirilerle, çeviri eğitiminden, hazırlık programlarına, ikinci yabancı dilden çeviri teknolojilerine birçok konuda taşlarını kuyuya atan çeviribilim öğrencileri analizlerinden çıkan eksiklikleri sorunsallaştırdı ve tartışmaya açtı.

Çeviribilim öğrencilerinin örgütlenmesiyle başlayan uyanış ve farkındalık hareketine paralel olarak uluslararası aktörlerin de Türkiye’ye girmesi süreci etkiledi. Türkiye’nin ilk ve tek kurumsal yerelleştirme şirketi SDL Türkiye’nin Genel Müdürü Tolga Seçilmiş, Yeditepe ve Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği yerelleştirme derslerine ek olarak gerçekleştirdiği söyleşiler ve katıldığı atölye çalışmalarıyla çeviribilim öğrencilerine yeni istikametler verdi, yeni ufuklar açtı.

BÜÇEV organizasyonuyla gerçekleşen bu söyleşiden sonra hedeflerini belirleyip harekete geçen birçok arkadaş bu yaz dönemini profesyonel yerelleştirme şirketlerinde katıldıkları staj programlarıyla değerlendirerek çok yerinde adımlar attı.

İstanbul Üniversitesi’nde katıldığı söyleşide çevirmenlerin kanayan yarası düşük birim fiyatların sorumlusunun işletmeler olduğunu belirten Tolga Seçilmiş ezber bozan bir yaklaşımla, bu sorunun çözümünün çevirmen tabanından gerçekleşemeyeceğinin altını çizerek, gerçek çözümün işletmelerin işe katacağı katma değeri stratejik olarak kullanmasıyla gerçekleşeceğini bildirdi.

Beykent Üniversitesi’nde yine ezber bozan bir başlıkla gerçekleşen söyleşiye ilgi çok yoğundu. Çeviribilim ihtisaslarını kafalarındaki belirsizlikle ve yüzlerce soruyla devam ettirmeye çalışan birçok arkadaş, özsaygısını restore edip o gün çevirmen olmaya karar verdi.

Çevirmenin modern çağdaki fonksiyonunun kaynak dilden hedef dile aktarım yapmaktan çok öte, çok boyutlu bir eylem olduğunu idrak eden çevirmen adayları işimizin küresel uzantılarını ve ekonomik etkilerini ilk kez çevirmeni merkeze koyan bir yaklaşımla dinledi.

Hocalarıyla, öğrencileriyle Beykent Üniversitesi yoğun ilgi ve alakası için özel bir teşekkürü hak ediyor.

İki eski çeviribilimciyi kapanış etkinliğinde Boğaziçi Üniversitesi’nde çeviribilim öğrencileriyle bir araya getiren BÜÇEV, şahsi hikayelerimizden yola çıkarak bir çevirmenin profesyonel bir yerelleştirme şirketinin organizasyon şemasında ne şekilde konumlandırılabileceğini masaya yatırdı. Bu keyifli söyleşide çevirmenin üstlenmesi gereken sorumluluklar, geliştirmesi gereken farklı nitelikler ve bu niteliklerin nasıl geliştirileceği konuşuldu. Networking çalışmalarının önemi bir kez daha vurgulandı. Hüseyin Mergan’ın çalışmalarıyla söyleşi gerçek zamanlı olarak çevrimiçi katılımcılara açıldı.

Bizim öğrenci olduğumuz zamanlardan bugüne gerçekleşen en güzel değişimlerden biri de eskiden makinesinin başından kalkmayan çevirmenlerin, okuldan çıkmayan çeviribilim öğrencilerinin her türlü platformda hazır bulunmasını gözlemlemekti. Çeviri İşletmeleri Derneği’nin de Avrupa Birliği Bakanlığı’nın da, çeviriyi ya da çevirmenleri konu edinen her türlü toplantının, etkinliğin en “köşeye sıkıştırıcı” sorularının, en alevli tartışmalarının başrolünde çeviribilim öğrencileri vardı.

Son 7 seneyi göz önünde bulundurduğumda, benim adıma en sevindirici diğer gelişme çeviribilim öğrencilerinin dil teknolojilerine yaklaşımındaki fark oldu. Dünün teknolojiyi tehdit olarak algılayan ürkek yaklaşımının yerini bugün teknolojiyi amaçlarına en optimize şekilde hizmet edecek bir araç olarak gören bir yaklaşım almış. Biz bu yolculuğun başında Word uygulamasında ödev yazamıyorken bugünün çeviribilimcileri kullanmasalar dahi her türlü teknolojiden haberdarlar. Çeviribilim öğrencilerinin büyük çoğunluğu tam kapasite kullanamasalar dahi bilgisayar destekli çeviri araçlarından haberdarlar ve bu konudaki eksiklikleri analiz etmiş durumdalar. Bu farkındalık sayesinde yaptıkları çalışmalarla kısa sürede teknolojiyi optimize şekilde kullanma hatta bir adım ötesine geçip amaçlarına en uygun şekilde yorumlama seviyesine gelenler var.

Sonuç olarak bugün son derece proaktif, soran, sorgulayan, durduğu yerde durmayan bir çevirmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Üniversitelerde, sektörde ve çevirmen topluluğunda eş zamanlı ve birbirine paralel yaşanan gelişmeler birbirini tamamlayarak son derece olumlu sonuçlar ortaya koyuyor. Çeviribilim mezunu ilk akademisyenler üniversitelerde ders vermeye başladı ve çeviribilim ihtisasına sahip çevirmenler ilk kez profesyonel şirketlerde yönetim pozisyonlarına gelmeye başladı. Yaşanan dönüşüm ve gelişmeler çok umut verici ve hem işletmeler, hem üniversiteler, hem de çevirmenler için “win-win case” oluşturacak nitelikte. Çevirmenler hak ettiği yerlere gelirken işletmeler artık nitelikli insan kaynaklarıyla çalışma lüksüne sahip. Bu dönüşümün etkilerinin iki sene içinde daha belirgin hissedileceği çok kesin. Bu nedenle bugün hem işletmelerin, hem çevirmenlerin doğru adımları atması çok önemli. Daha da önemlisi çevirmenlerin yaptığı işten esef duyduğu günlerin artık geride kalmış olması. Geç de olsa bu uyanış çok şeyi değiştirecek.

Yazan: Bünyamin Kisbet

Views All Time
Views All Time
783
Views Today
Views Today
1

Çevirmen Gözünü Açtı!” için bir yorum

  1. Harika bir yazı olmuş. CAT diyince korkan bir jenerasyon vardı. Artık bu engeller sayenizde aşıldı 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.