Çeviri Tarihi Yazıları – Avram Papazoğlu

1930’ların Türkiye sanat ve fikir hayatını Yunanistan’a anlatan adam: Avram Papazoğlu (1910-1941)*

Bir düşünün, İstanbullu bir Rum, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Yaşar Nabi, Peyami Safa, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Nahit Sırrı, Ruşen Eşref, Ahmet Haşim gibi birçok yazarın eserleri hakkında Yunanca eleştiri yazıp Yunanistan’ın en eski ve saygın edebiyat ve fikir dergilerinden Nea Estía (Atina), Nea Pnoi ve Palmos (Selanik) yayımlayacak. Üstelik bahsi geçen o yazarların eserleri henüz Yunancaya çevrilmemiş olacak. Hayrete düşmez misiniz?

Yunanistan’da edebiyatımıza ilgi neden bu kadar büyüktü? Papazoğlu eleştirdiği yazarları hangi özelliklere göre seçmişti? Eleştirilerini kim okuyordu?

Avram Papazoğlu henüz 31 yaşındayken vefat etmesine rağmen, sadece edebiyat eleştirisi değil aynı zamanda henüz yeni doğmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin gündemi, fikir ve sanat hayatı hakkında da 60’den fazla makale yazmıştır. Makeleler  için seçtiği  konulardan bir kaç örnek vermek gerekirse: Türk edebiyatında sembolizm, dil devrimi, 1. Türk Dili Kurultayı, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, 18. yüzyıl  Türk şiiri, 1930’larda öne çıkan Türk yazarları ve Türkiye’nin edebiyat dünyası, Atatürk’ün ölümü ve Türk sanat dünyasındaki etkisi, Balkanlarda musiki hareketleri, Paul Hindemith sonrası Türkiye’nin konservatuar ve operalarının gelişimi, Halkevlerinin kuruluşu ve önemi, Anadolu efsaneleri, Osmanlıca/Rumca elyazmaları, Osmanlı arşivlerinden Yediadalar’ın tarihi vs. Bu örneklerden anlaşılacağı gibi Papazoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarının kültür ve sanat tarihini yazıp yorumlamıştır.

Araştırmacının en ilginç özelliklerinden biri, gerçek bir Türk vatandaşı olarak yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin bir çok alandaki ilerleme ve gelişimini büyük bir iyimserlik, coşku ve heyecanla anlatmasıdır. Buna en iyi örnek Nea Estía dergisinin Ağustos 1938 tarihli sayısında Yunanistan’daki okurlarına tanıttığı Türk edebiyat dünyasıdır:

Günümüz Türkiye’sinin sanat hayatının bitmek tükenmek bilmeyen bir canlılığa sahip olduğunu söylesem pek abartmış olduğumu sanmam. Genç ve yaşlı Türk yazarların,  şaşırtıcı bir coşkuyla eskisinden farklı ve tamamen kendilerine özgü bir sanat geleneği yaratmaları inanılmaz bir şeydir. Elbette kimse eskilerin  gelecek nesillere bıraktığı  mirası, fevkalade değerli bir hazine olan o eserleri  kolay kolay göz ardı edemez. Ancak, günümüz Türk aydınları bugünkünden çok farklı ve geçmiş bir dünyaya ait olan o kalıntılarla çalışıp yeni fikri eserlerini mümkün olduğunca Batı’nın ruhuna uygun bir şekilde yaratmaktadırlar.

bkz. Nea Estía, 279, Ağustos 1938, s. 1071-1072

Ekim 1937’de yayımlanan başka bir makalesinde ise Türk halkında kitap okuma hevesinin artık ne çok yaygın olduğunu heyecanla kaydetmektedir:

Zamanla halkın içine öyle bir kitap sevgisi yerleşti ki neredeyse her yeni çıkan kitap   yok satıyor , sadece 10-15 nüshası satılmadan elde kalıyor.Oysa eskiden tam tersi söz konusuydu; yeni çıkan bir kitabın en fazla 10-15 nüshası satılırdı.Yakın geçmişimize ait bir örnek vereyim: Konusu pek geniş bir kitleye hitap etmeyen Mahmut Kösemihal’in “Balkanlarda Musiki Hareketler” adlı kitabı. Kitabın yazarı , bana gönderdiği son mektubunda basılan 3.000 nüshadan elinde ancak yirmi tane   kaldığını belirtiyor. Üstelik bunca kitap yayım tarihinden sonra sadece dört ay içinde satılıyor. Bizim yazarlarımızdan kim hayatında bu kadar kitap sattığını söyleyebilir ki?

Ahmet Haşim’in “Bütün Eserleri” nin her biri  3.000 nüsha olmak üzere iki basımı da aynı anda tedavüldeydi. Bizde ise Kavafis’in “Şiirleri” bile bir Yunan yazarı için çok olağanüstü sayılan 500 nüshayı asla geçmemektedir.  

bkz. Nea Estía, 259, Ekim 1937, s. 1451-1452

Avram Papazoğlu’nun etkinliği bu makalelerle sınırlı değil. Suat Derviş, Ruşen Eşref, ve Nahit Sırrı gibi yazarların öykülerini Türkçeden Yunancaya çevirip yukarıda bahsi geçen Nea Estía dergisinde yayımladığını da anmak gerekir. Bunun yanında İstanbul’da 1930’dan 1933 yılına kadar yayımlanan Filologiki Protoxroniá adlı sanat ve fikir dergisinin kurucusu ve editörüydü.

Henüz Türk Yunan dostluğunun oluşmadığı bir dönemde, sadece Türk kültürünü Yunanistan’da değil aynı zamanda Yunan kültürünü de Türkiye’de tanıtmış olması bakımından iki ülke için de önemi tartışılmayacak  kadar büyüktür: Behçet Necatigil 1978’de kaleme aldığı bir araştırmada Papazoğlu’nun çeviri alanındaki çalışmalarını şöyle değerlendirmektedir:

Varlık dergisinde çağdaş Yunan edebiyatından çeviriler uzun süre Avram N. Papazoğlu’nun kaleminden çıktı. Derginin 9. sayısında (Kasım 1933) Stratis Mirivilis’in Mezarda Hayat romanından (l968’de Ahmet Angın tamamını çevirdi) bir bölümü tanıtmakla işe başlayan Papazoğlu, Varlık’ın sonraki sayılarına Traso Kastanakis (L8 ve 33/ 1934) (…) gibi Yunan yazarlarından öyküler çevirdi. Sonradan yurdumuzda da geniş ilgi gören ozan Konstantin Kavafis (ö. 1934)’ten ilk şiirler de Avram N. Papazoğlu çevirisidir “Mumlar”, “Kaleler”, “Dokuzdan Beri Şiirleri”, Varlık 70/ 1936).

Behçet Necatigil, Balkan ülkeleri edebiyatlarından Türkçeye çeviriler, Türk Dili,  Temmuz 1978, s. 126-154

Avram Papazoğlu bize cumhuriyetin ilk döneminin kültür ve sanat hayatının ve edebiyatımızın günlüğünü anlatıyor, satırlarında kendi kültürümüzü, sanatımızı ve edebiyatımızı adeta yeniden keşfediyoruz.

Yazan: Hakan Özkan

*Yukarıdaki yazı Özgür Edebiyat Dergisi’nde, Mart-Nisan 2012’de yayımlanmıştır. Çeviri tarihi çalışmalarına örnek olarak gösterilebilecek bu araştırmayı, çeviriye merak duyan öğrenciler/araştırmacılar açısından ilham verici olabileceğini düşünerek Hakan Özkan’ın ve Özgür Edebiyat dergisinin izni ile Dragosfer’de yeniden yayımlama ihtiyacı duyduk.

Views All Time
Views All Time
573
Views Today
Views Today
1

Çeviri Tarihi Yazıları – Avram Papazoğlu” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.