Çeviri Engel Tanımaz!

Bir önceki yazımızda işitme engelli vatandaşlarımızın hayatına renk katan işaret dili çevirmenlerine yer vermiştik. Bugün ise işitme ve görme engelli kimselerin yayınlara erişim haklarına ilişkin uygulamalardan bahsedeceğim.

Bu uygulamalardan ilki işitme engelliler için alt yazı. Normal alt yazıların yapım aşamasında, karakter sınırlaması ya da alt yazının ekranda kalma süresi gibi dikkat edilmesi gereken birçok önemli kural bulunuyor. Bu kuralların amacı, alt yazının izleyici tarafından rahatlıkla okunmasını sağlamak. Belirli bir karakter sınırlamasına uyarak çeviri yapmanın zorluğunu eminim ki tahmin edersiniz. İşitme engelliler için oluşturulan alt yazılarda ise bu kurallara ek olarak özen gösterilmesi gereken bazı noktalar ön plana çıkıyor. Örneğin konuşmacının nasıl bir ses tonuyla konuştuğu veya ekran dışı sesler gibi işitme engelliler tarafından algılanamayan ögelerin alt yazıda verilmesi gerekiyor. Üst üste binen seslerde ise çevirmenin hangi sesin daha önemli olduğunu hikâyenin akışına göre karar vermesi ve o sesi alt yazı olarak aktarması isteniyor.

Değinmek istediğim bir başka nokta ise, işitme engelli kişilerin yanı sıra yayınların görme engelli kişiler için de uygun hale getirilmesini amaçlayan sesli betimleme yöntemi. Bu yöntemde hikâye, bir anlatıcı tarafından betimleniyor. Anlatıcı yalnızca olay akışını değil, aynı zamanda duyguları da aktarıyor. Sesli betimlemeyi dublaj ve alt yazıdan ayıran en büyük özellik ise diyaloglarla eş zamanlı olmaması. Anlatıcının sesi, yayındaki sessiz anlara yerleştiriliyor, böylelikle, sesler çakışmadığı için daha anlaşılır ve temiz bir çalışma ortaya çıkıyor.

Sesli betimleme ve işitme engelliler için altyazı alanında geçmişe kıyasla büyük ölçüde ilerleme kaydettiğimizi söylemek mümkün. Artık birçok özel kanalda programlar, reyting alan programlar başta olmak üzere, engelli kişilere özel olarak yeniden hazırlanıyor ve çoğunlukla internet üzerinden halka sunuluyor.

Televizyon yayınlarında kullanılan sesli betimlemeye ek olarak görme engelli vatandaşlarımıza yönelik çalışmalardan birisi de sesli kitap projeleri. Fakat bu alandaki çalışmaların yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Türkiye’deki sesli kitap sayısı 500 civarındayken Almanya’da bu sayı 20.000’in, Amerika ve İngiltere’nin toplamındaysa 300.000’in üzerinde. Ayrıca Türkiye’de var olan kaynakların çoğu bu işi gönüllülük esasıyla değil, kâr amacı güderek yapıyor. Ve ne yazık ki bu durum, gelişmesi gereken bir sistemden çok değişmesi gereken bir anlayışın varlığına işaret ediyor.

Yazar: Berkan Kirmit

Bilkent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü

3. Sınıf Öğrencisi

Views All Time
Views All Time
16
Views Today
Views Today
2

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.